27 Ağustos 2012 Pazartesi

K.K

'Karar veremiyorum.' dedi, 'Karar vermek de istemiyorum.'
'O zaman karar verme.' dedim, 'Karar versin yerimize.'
Elimi cebime attım cebimdeki bozuk parayı çıkardım. 
'Bana doğru at parayı.' dedi.
'O zaman; tura.' dedim.
Fırlattım parayı. Para adeta Cine 5'de oynayan bir film gibi ağır ağır dönüp ayaklarının dibine düştü. Para dönmeye başladı. Etrafta  sadece dönen paranın sesi vardı. Ayağıyla bastı üstüne. 
'Bak.' dedim, baktı.
'Söyle.' dedim.
'Yazı.' dedi.
Döndü arkasını merdivenlerden çıkmaya başladı. Eğildim, 2 tarafı da tura olan parayı alıp cebime koydum.
Sonbahar değildi...

26 Ağustos 2012 Pazar

Türünü korumak için çiftleşmeyen her pandayı, elime tüfek alıp vurmak istiyordum. Petrol tankerlerini açıp göremeyeceğim fransız sahillerini kirletmek istiyordum. Duman solumak istiyordum. 



~~~~~~ Deniz mavisi candır.

12 Ağustos 2012 Pazar

Nikotin

                    Doğru kişiyle alınan kararlar mı yanlış yoksa yanlış kişilerle yapılan işler mi? Bence ikisi de çok saçma. Sen yaşamayı istersin, sadece yaşarsın. Sorgulamaz birey o an yapılan işin kimle ne zaman ne derecede doğru olduğunu. Sadece yapar, bu kadar. Bu yüzden biten bir ilişkinin ardında feryat figân ağlamanın kimseye yararı yoktur. Ben şahit olmadım yani eski sevgilinin 'Oha ağlıyor musun? Gel barışalım.' dediğini. Duymadım da. Dışarıdan her kim ne kadar sert görünürse görünsün, ağladığını bilmelisiniz. Siz onun canından bir parça kopardığınızda pusar bir köşeye ağlar. Kimle ne karar aldığını düşünmeden. Yanlış kişi için ağladığının farkına varmayarak. Ki doğru kişi olsaydı, seni ağlatmazdı. Bunu anla artık. Eğer ağlıyorsan, tek sebebi olmalı; yanlış kişiyle bu kadar vakit geçirdiğin için. İkinci seçenek ise birinciden de saçma. Yanlış kişi olduğunu bile bile ona dokunmak salakça. Fakat şöyle bir şey var ki, yanlış kişi olduğunu bildiğin için rahat davranıyor insan. Daha rahat konuşabiliyor, daha rahat ifade ediyor kendini. Kaybetme korkusu olmuyor çünkü hiç. O bireyin beyninde de 'Zaten yanlış kişiyleyim. Daha ne kadar dibe vurabilirim ki?' fikri oluşur. Ve kanımca en uzun ilişkiler bu şekilde başlıyor.

                    Benim başıma gelen 'domat' davası böyleydi... Birbirimiz için yanlış kişiler olduğumuzu bildiğimiz halde debelendik, yıprandık. Hiç düşünmedik 'Böyle mi yapsaydık ya la?' diye. Biz sadece yaşamak istedik. Fakat uzun bir süre sonra fark ettik ki; her gün birlikteyiz, her anımız birlikte geçiyor. Düzenli ilişkinin içinde bulduk kendimizi. O erkek reyonundan bir kıyafet denedi üzerine, ben ise bayan reyonundan. Yanlış yerlerde yanlış kişiyle yanlış şeyi istediğimizi fark ettik. Sonra üzerimizi değiştirip devam ettik yolumuza. Aktarma otobüsünde tanışan kişiler gibiydik, bir noktaya kadar beraber, aktarma merkezinde farklı yollara... Daha az darbe almayı kim istemezdi ki? Kim istemezdi ilk gün 'Biz 8 ay sonra ayrılırız. Hiç başlamayalım.' demeyi? Bunu bilmeyi? Kimse bilmiyor, merak etmeyin. Etrafınızdaki çiftlerin belki hiçbiri evlenmeyecek. İçiniz rahat olsun bu konuda. Kimseyi kıskanmanız gerekmiyor yani. Otobüste dudaktan dudağa konuşanları falan...

                    Bu konuda daha önce yazıcaktım fakat toplamamız gereken bir hayatımız vardı. O sürecin bittiğine inanıyorum. Bu yüzden buldum bu cesareti kendimde. Bir de o 'Küçük İskender' di, Ben 'Ömer Hayyam'...

‎"Ben bilmem aşkı yatırmayı yataklara, uyurken üzerini örterim en fazla.." -Küçük İskender

''Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak 
Yarını düşünmen beyhude bir heves 
Bir çok kişiden arda kalanlar 
Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin..'' -Ömer Hayyam




İşte tam şu an nikotin giriyor devreye. 'Sigara dumanı misali hayallerim, uçar gider...'





Yad etmek niyetine;


Günün Sözü

                         'Özür dilemek; sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Karşınızdaki insana verdiğiniz değerin egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.'



9 Ağustos 2012 Perşembe

10 Ağustos

                           Diyceklerim bu kadar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...