29 Kasım 2012 Perşembe

Kelimeler. Kâfi.

Belki bir gün yazmak için yeni kelimeler buluruz üçümüz. Sen, Ben, Efe...

15 Kasım 2012 Perşembe

Whim vs. Kaos

Whim;

bir bahardan ne beklenebilir ki
ilk ve ya son
burada önemli olan bu değil
çünkü burada önemli olan
çok az şey
var
başka zamanda
başka bir ben
tam da şu anda
ne yapıyor ki
ya da bir sokak sanatçısı
günde kaç kez
bakar gökyüzüne
bir insan evinin tavanına bakarken ne hissederse
aynılarını mı hisseder
yoksa
onlarla aynı şeyi hissetmemek için mi
sokaktadır
herhangi bir soruya
kaç farklı yanıt verilebilir
ya da bir bozuk parayı havaya atsak
aynı anda kac kez yazı gelebilir
her birimiz ayrı ayrı noktalardan
futursuzca yukselsek gökyüzüne
kaçımız aynı anda
korkar yüksekliğinden
demek istediğim
aynı anda hepimiz aynı duygulardan oluşsak
kaç güzel gelecek olurdu elimizde.
bir nota kaç farklı şekilde basılabilirse
o kadar.


---


Kaos;
Kışın gelmesi gerekirdi aslında, burdaki karlar eriyeli bir hayli zaman oldu. Çünkü burdaki güneş kiminin yeni umuduyken kimini de karamsar gemiye kaptan yapardı. Bazılarının gözlerini dondururken bazılarının içini yakardı. Ya da sokak sanatçısının ellerini terletirdi. Gökyüzüne bakması bi isyan mıydı? Bir istek mi? Bakabilmesi mi bir lütuftu yoksa evinde hissetmesi için görmesi mi? Hiç mi özgür olamaz sokak sanatçısı? İki tarafı tura olan bozuk parayı havaya atıp 'yazı gelirse benimsin' demekteki umut mu büyüktü yoksa sokak sanatçısının evinin tavanı mı? Yükseldikçe yerden diğerleri küçük görünürdü. Küçülen yerdekiler miydi yoksa seni orda intihara sürükleyen hatun mu?

Bilmediğini biliyorum.

Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu. Bir geometri kitabı yazdığını, üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin Türkçe isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu. Norveççe'de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu. ''Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`ın koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını. Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu. ”Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini. Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğunu, Dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üsteğmen Kara Fatma'nın 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu. Bir röportajda "Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu. 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini. 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde; "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini. 1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını. 2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; Milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini . 2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk'ü örnek alsın yeter.." olduğunu.

13 Kasım 2012 Salı

Bir gün onu karşıma alıp;

'O artık seninle olamaz Efe. Çünkü O'nunla birbirimize aşığız. Üzgünüm ama O'nunla işin bitti artık. İyi biri olduğunu düşündüğün için O seni kırmak istemiyor. Onu seviyorum. Onun her şeyini seviyorum. Bunu da kolay kolay diyecek biri değilim. Tüm hayatım boyunca aşık numarası yaptım ben. Aşk, aptalların hissettiğini sandığı bir şeydir dedim hep ama bu kadın kalbimde öyle bir yer edindi ki, istesem de onu kalbimden atamadım. Atmak istediğim zamanlar olmadı değil. Yoruldum, gururum kırıldı. Hatta yeri geldi acı çektim. Ama nefes almaktan vazgeçemediğim gibi onu sevmekten de vazgeçemedim. Umutsuzca, geri dönüşü olmayan bir şekilde aşığım ona. O bunu hiç bilmese de...' diyeceğim.. 3

30 Ekim 2012 Salı

Yine, yeni, yeniden; Kaybettim...

Erkekler arasında dönen muhabbetler çok sıradan. Sen şunu yaptın mı? Ben yapmıştım. Olum ben o karıyla çıktım. Oooo sen ne diyon geçen hafta bizdeydi. Dün peste bi koydum dişleri zangırdadı....

       Ben bu grupta bunları dinleyip kahkahalarla gülüp birasını yudumlayanlardanım. Harika bir dinleyiciyim. Yeter ki anlat. Anlat ki benden az kaybettiğini bileyim. Tek derdim bu. Ben kaybetmekte yarışıyorum. Ve sadece dinliyorum. Benim gibi olan biri daha var, Whim. Çok severim onu. Çünkü bana ne dediyse elimde olmadan yaptım. Bana söylediği herşeyi aldım. Hepsi benim-di. Bu yüzden o benim şans tanrım. Fakat olaylar  son zamanlarda istediğimiz şekilde gelişmedi. Kaybetmeye son vermemiz gerekiyordu. Kahve falımızda çıkmadı ama biz kendimizi buna inandırmıştık. Ama anlatamadık kendimizi ya da ifade edemedik. Bi yerde hata vardı ama  nerde...

      Şu grup olayına dönersek, bugün Whim, Çakın, Egemen ve ben bütün gün birlikteydik. Bira içmesek de nargileyle aramız iyi olmadığı için herkesin ayağı 3 cm kadar yerden havalandı. Muhabbetler de ona eşlik etti. Artık ağızdan çıkan kelimelerin geri dönüşünün olmayacaktı. Fakat bunun farkında olan 3 kişi vardı belli ki. Anasınıfından beri tanıdığım, yanımda duran Egemen, söylenmemesi gereken birşey söyledi. 'Callypso'mu? Hani şu Şevket'in siktiği Callypso mu? ahahahahaha' .......................................

     Callypso; benim kaybetmeme neden olan ilk insan. Belki de tek, bilmiyorum. 4 yıl...

                                                                     ***

     Benim babam da tam bir kaybeden. 2 ay önce elimizde olan son mal varlığımız olan evimizi de kaybettiğinde ilk ben öğrenmiştim. Önceki giden 2 evden hiç ders almamış gibi... Barda oturuyordu, sebepsiz yere çağırmıştı. 'Bakraç'tayım. Gel buraya.' diye. Orada anlatmıştı bütün olanları. Şimdi vasiyet var üstümde; 'At yarışı ve iddaa oynamayacaksın.' Bedenen ölmese de bende öldüğünü bildiği için 'vasiyet' dedi belki de, bilmiyorum. Bu kadar ince gördüyse, haklı.

     Daha önce tek kişiye bahsetmiştim Efe'den. Eklemiştim, 'Herkes babasından ne görmediyse, onu çocuğuna yaşatır.' Benim babamın hiç ayakkabısı olmamış küçükken. Ama benim bugüne kadar tek sıkıntı çekmediğim konu, ayakkabılarım. Fakat eklediğim cümle, maddiyat anlamında değildi. Sanırım büyükbabam gerçekten harika bir babaydı ki, babamın manevi olarak görmediği bir şey kalmamış. Bu yüzden böyle davranıyor sanırım. İçimdeki duyguları bildiğim için, kendimin erkek çocuğu olmak için herşeyimi verirdim.

                                                                     ***

                 Sanırım kaybetmemek için 'Callypso'yu beklemek zorundayım. Selam Davy;

           

26 Ekim 2012 Cuma

Biraz üşüdüm. Hala üşüyorum. Ayakta daha az üşüyorum. Ama hala üşüyorum. Biraz yürücem. Biraz daha yürücem. Yürümeliyim. Ama hala üşüyorum...

Deli Çoban

   Alsancak'ta yanlışlıkla tanışıtığım kızın 2 yan komşum çıkması................. Şarap içen var mı?


21 Ekim 2012 Pazar

Ananın amı!

Kader Katsayısı Nedir?

Bu sayi var olusunuzun gerisindeki amac ve ozellikleri belirliyor.Icinizde sakli olan ozellikler, dusunce biciminiz,kisiliginiz ve yasamdaki amaciniz gizli bu sayi da dogumdan olume kadar bu sayinin isiginda yolunuzu cizeceksiniz.

Kader Sayinizi Nasil Bulacaksiniz ?

Yasam carkinizin kader sayisini bulmak icin dogdugunuz ayin degeriyle gunu ve yilinin sayilarini yan yana toplamaniz gerekiyor.Aylarin sayi degerleri:

Ocak : 1
Subat: 2
Mart: 3
Nisan: 4
Mayis: 5
Haziran: 6
Temmuz: 7
Agustos: 8
Eylul: 9
Ekim: 1
Kasim: 2
Aralik: 3

Sira kader sayinizi bulmaya geldi.
Tablodan dogdugunuzun ayin degerini bulup gün ve yil ile birlikte toplayin.

Örneğin:
20 temuz 1957 'de doğmussanız;
20+ 07+ 1957=1984
1+9+8+4=22 > 2+2=4
Kader sayınız: 4 eder

Kader Sayisi 1
"ÖNCÜ" Öncü, lider, yol gosterici ve planlayicisiniz.
Gercekten guclu bir kisiliginiz var. Yeriniz kaptan kosku. Baskalarina boyun egmek sizin icin yabanci bir kavram. Son derece yaratici ve yeteneklisiniz.Dusuncelerinizi bir an evvel yasama gecirmek, gerceklestirmek icin gerekli olan mucadeleci ruhu sizde mevcut. Yukselme hirsi ise yasaminizin temelini olusturuyor.
Arzu ettiginiz basariya ulasmak icin yilmadan calisiyorsunuz. Yoneticilik yeteneginiz oldugu icin Olaylara hemen hakimolabiliyorsunuz.Yasamin her alaninda bu yeteneginiz gecerli.
Kararlilik, guc ve irade hirsinizin Araclari. Ve siz bu araclari Buyuk bir beceri ile kullaniyorsunuz. Zaman zaman bu Niteliklerin olumsuz yonlerini sergilediginiz oluyor.Boyle durumlarda son derece saldirgan olabiliyorsunuz. Oysa istediginizi elde etmenin yolu iliskilerinizde inceligi elden birakmadan halletmek.Bazen elestiren ve emreden oluyorsunuz ama size elestiri yapildiginda kahroluyorsunuz.Aslinda son derece hassas bir kalbiniz var.Bu durumda kalbinizin sesini dinleyin.Kisa zamanda hem liderliginizi hemde dostlarinizi yeniden kazanirsiniz.

Kader Sayisi 2
"YARDIMCI" Sizi baskalarindan ayiran iki yonunuz var. Taktik ve insan iliskilerinde gosterdiginiz ustalik ve beceri ile ustesinden gelemeyeceginiz hic bir sey yok.Yasaminizdaki anahtar kelime isbirligi. Uyumsuzluk ve tartismali konular sisteminizi hemen etkiliyor. Bu yuzden basiniza boyle bir sey geldiginde butun gucunuzle durumu duzeltmeye calisiyorsunuz. Zarif bir insansiniz bunun yani sira baskalarini da cok dusunuyorsunuz kirmamaya calisiyorsunuz. Bu yuzden cevrenizden dostlariniz hic eksik olmuyor.Kader Carkinin diger sayilarindan daha mucadeleci bir ruha sahipsiniz ( 9'dan sonra ). Ancak yasamin guzel zevklerinden hic mahrum kalmiyorsunuz. 2 rakami toparlayiciligin sayisidir. Ruhunuzun birlestirici yonunu alevlendiriyor. Mutluluguzun temel kosulu ise uyum yaptiginiz hersey de sanki bir sihir var.Cunku bir kavrami ele alip onun icini doldurmakta ustunuze yok.Baskalarinin yardima ihtiyaci oldugunda ortaya cikiyorsunuz ama gerektiginde hic kimsenin yardimi olmadan isinizi kendi basiniza halledebiliyorsunuz.

Kader Sayisi 3
"SECICI" Orgutlenme yetenegi ve yoneticilik sizde toplaniyor. Becerikli bir insansiniz bu ozelliginiz sayesinde basari ve mutluluk dolu bir yasam sizi bekliyor Insanin dogasini ve zaaflarini iyi bildiginiz icin insanligi duzeltmek amacina yonelik meslekler seciyorsunuz. Aslinda cok bagislayici ve halden anlayici bir insansiniz. Otorite en onemli silahiniz. Yonetici olarak girdiginiz her yerde bu silahi kullaniyorsunuz. Ne kadar buyuk bir toplulukla calisirsaniz basariniz ve kazancinizda o derece buyuk olacaktir.Endustri, sirket ve orgutlerde yonetici yeteneklerinizi en iyi sekilde kullanabilirsiniz. Cok cesur bir insansiniz. Amaclariniz ve yapmaniz gerekenleri cok iyi biliyorsunuz. Amaciniz herkesin hareket ozgurlugunden faydalanmasini saglamak. Ama bu da size gore belli bir disiplin icinde olmali. Kendi ozgurlugunuz icin baskalarini incitmekten hoslanmiyorsunuz.Dogal olarak baskalarinin da bunu size yapmasina izin vermiyorsunuz.

Kader Sayisi 4
"DUVARCI" Yasam carkinizin sayisi kareyi simgeliyor. Bu adalet ve esitlik demektir.Siz ise bu karenin tam ortasinda dort tarafiniz cevrili oldugu icin kipirdayamiyorsunuz. Biraz da hareket ve renk lazim degil mi hayatinizda? Sadece yukariya dogru gelisebiliyorsunuz. Kare yasamin tum pratik yonlerini temsil ediyor. Ama olaylara degisik acilardan bakmayi basaramiyorsunuz.Yasam carkina gelecekte olacak iyi seylerin temeli diye de bakabilirsiniz. Sabirli ve sebatli birisiniz calismaya her an hazirsiniz. Aynen bir duvar ustasi gibi araclariniz mantik ve yontemdir. Sizin icin belirli kaliplar var,onlarin disina cikmayi ise hic akliniza getirmiyorsunuz. Sadik ve guvenilir bir kisisiniz. Ancak muhafazakarlik sizi kisitliyor.Ayrintilar ise sizin bazi cabalarinizin sonuclanmasini engelliyor. Kendi fikirlerinizi baskalarina zorla kabul ettirmeye calismazsaniz ilerlemeniz daha kolay olacaktir. Bir sanatcinin yada mimarin size kavram olarak sundugu bicimi tum ayrintilari ile gozunuzde canlandirabilirsiniz. Bundan sonrada kendi pratik yaklasiminizla projeyi kagida dokebilirsiniz. Kimse sizin icin gorev ve sorumluluklardan kaciyor diyemez cunku nerede guvene ihtiyac varsa orada sizi buluyorlar.

Kader Sayisi 5
"YAZICI" Dogustan Merkur ozellikleriniz var. Enerji canlisiniz. Ince bir zekanizin yani sira iyimser bir kisiliginiz var.Yasam sizin icin cesaret gerektiren bir macera. Eglenmesini dahasi yasamasini cok iyi biliyorsunuz.Yasamin degiskenligi sizin degisik ve cesitlilige olan duskunlugunuzle tam bir uyum icinde oldugundan yasama rahatlikla ayak uydurabilirsiniz.Dunyanin merkezi olmaktan hoslaniyorsunuz. Ama olmadiginizi bir turlu kabul etmek istemiyorsunuz.Ozgurlugunuze cok duskunsunuz. Ve hic bir seyin sizi ozgurlugunuzden alikoymasina izin vermiyorsunuz. Sozcukleri kullanmada cok basarilisiniz. Bundan dolayi konusmaya dayali mesleklerde cok basarili olursunuz. Eglence ve yazin dunyasinda bir yildiz gibi parlayabilirsiniz.Ancak ustun konusma yeteneginiz bazen sorunlarada yol acabilir. Bilmediginiz konulara dalarak mahcup olabilirsiniz. Degisken bir karakteriniz var. Bu kotu bir ozellik degil. Kimileri icin bir zevk de denilebilir. Size gore akilli insan zamana ayak uydurmak zorundadir.Ihtiyaclarinizin neler oldugunu biliyor ve bu ugurda yapmaniz gerekenlerden kacmiyorsunuz. Sizin icin mutluluga giden yol buradan geciyor.Her ne pahasina olursa olsun almak. Mutluluk kendinizi ifade etmek ve basariya ulasmaktir.

Kader Sayisi 6
"OGRETMEN" Sizin dunyanizin yoneticisi asktir. Aslinda kime asik oldugunuzun cok da onemi yoktur. Ve evrendeki goreviniz bu Felsefiyi ogretmektir.Amaciniz ise baskalarina yardim etmektir. Aska ve ilgiye olan asiri ihtiyacinizin arkasinda kendinize olan guvensizliginiz yatar. Ailede gerceklestirdiginiz huzuru, cevrenize sonrada tum dunyaya yaymak amaclarin en onemlisi. Kabaliga, bayaliga asla tahammul edemiyorsunuz. Ikili iliskiler tercihiniz. Kalabalikta kendinizi savunmasiz hissediyorsunuz. Muzikten,guzel sanatlardan anliyorsunuz. Yasamin guzelliklerine olan sevginizi bu alanlarda uzmanlasarak dile getiriyorsunuz. Kendinizden cok baskalarini dusunme ozelliginiz, sizi genclerin danismani, yaslilarin sirdasi ve dunyanin ogretmeni yapiyor. Cok ender elestiriyorsunuz. Aslinda sizi rahatsiz eden cok az sey var. Yaninizda sevgiliniz olsun yeter. Gorevlerinizin size yukledigi sorumluluk aslinda gorundugunden de agir.Ancak bu agir gorevlerin onemini gayet iyi biliyorsunuz. Yasamdaki gorevlerinizi yerine getirerek buyuk mutluluga ulasabilirsiniz.

Kader Sayisi 7
"MiSTiK" Gozlemci bir yapiya sahipsiniz herseyin ardindaki nedeni aramaniz en buyuk ozelliginiz. Yuzeysel hic bir sey sizi tatmin etmiyor. Tersine merakinizi korukluyor. Mistik konulari, yeni ve eski ilim alanlari ilginizi fazla cekiyor. Tipki bir doktor gibisiniz. Sorunlu insanlar aradiklari huzuru sizde buluyor. Sizin elinizde adeta sihirli bir guc var. Mesafeli
tavriniz sizi diger insanlardan ayiriyor. Ancak yasamin derinliklerine inenler sizi anlayabilir,suskun donemlerinize bir anlam verebilir.Nitekim zaman zaman boyle manasizca icinize kapandiginiz oluyor. Insanlar ilk tanisdiklarinda sizden cekiniyor. Dogustan itibarlisiniz adeta. Yeriniz ne olursa olsun daima ilgi uyandiriyorsunuz. Felsefi ve kulturel konulara
ilginiz buyuk. Ancak tam olarak cozebilmiz degilsiniz. Muzik yazmak,kesifler yapmak yaraticiliginizi kullanabileceginiz alanlardan. Sizin icin sanatcilarin eserlerinden yararlanmadan yasamak yasamak degil. Bazen yasam sizin icin bir dus kirikligi olsada daha ogreneceginiz cok sey var.Genelde karamsar ve suskun bir yapiya sahipsiniz.Yalniz da yasamayi basarabilecek nadir kisilerdensiniz. Hayat konusunda bazen umutsuzluga dustugunuz de oluyor. Ancak felsefi bakis aciniz yasamin nereden kaynakladigini ortaya cikaracak kudrette.

Kader Sayisi 8
"SANATCI" Herseyi net olarak ifade etme yetenegine hatta herseyi
net olarak hissetme yetenegine sahip olmasanizda, zekanin yasaminizda buyuk bir onemi var. Cok cesitli konulardan zevk aliyorsunuz. Zamaninizi buyuk kismini da hayallere ayiriyorsunuz. Fakat yasamin salt eglence olmadiginin farkindasiniz. Cok yonlu olmak en buyuk ozelliginiz. Cok ve cesitli yetenekleriniz var. Cabuk kavramak da bunlardan biri. Fakat insanlar hakkinda kolay yanilgiya dusuyor, gercek yuzlerini cok gec farkedebiliyorsunuz. Bilgiye aninda ulasmanin yollarini biliyorsunuz.Ancak bilime yeteneginiz ve duskunlugunuz fazla degil. Cunku zamaninizin cogunu gercek bir bilim adami gibi bilime adamak yerine daha sanatsal ve sportif faaliyetlerden hoslaniyorsunuz. Hossohbet ve eglencelisiniz. Bu ozellikleriniz de kolay arkadas edinmenizi sagliyor. Pek cok insan sizi seviyor ama sizi gercekten anlayan cok az insan oluyor. Bunun
sebebi karmakarisik ruhunuzun derinliklerine inebilmeyi cok az kisinin basarabilmesi. Ugrastiginiz size zevk veren konulardan cabuk bikiyorsunuz.Olaylari genelde oldugu gibi kabulleniyorsunuz.Yani fazla dert edinmiyorsunuz. Zaten mucadele etmekten de hoslanmiyor cabuk pes ediyorsunuz. Kivrak zekaya sahip oldugunuzdan baskalarini acimasizca elestirmek ten kacinmiyorsunuz.Sozcukleri kullanmadaki yeteneginiz iyi bir elestirmen, yazar, konusmaci,ya da sunucu olmanizi saglayabilir. Sevgisiz yasamayan bir insansiniz. bu yuzden sizi seven ve anlayan biriyle birlikte olmadikca mutlu
olmaniz mumkun degil.

Kader Sayisi 9
"METAFIZIKCI" Yasaminiz, perdenin gerisindeki esrari, ruhun ve
gizli ilmin ardindaki anlami cozmekle geciyor. Yasaminizin amaci gercegi yalnizca gercegi ogrenmek Bu konuda cok basarili oldugunuz da bir gercek.Ynsanlari tanimak icin genellikle 5 dk. gozlemlemeniz yeterli. Hayati seviyor fakat cok az kisiyi sevmeye deger buluyorsunuz. Hayatinizin her alaninda comert ve kusursuz olmak istiyorsunuz. Karsinizdakilerin de en az sizin kadar kusursuz ve guvenilir olmasini bekliyor, bu yuzden zaman zaman cok aci cekiyorsunuz.Cok guclusunuz fakat cabuk incinen altin bir kalbe sahibisiniz. Cok az insana gercek sizi tanima firsati veriyor, onlara da fazlaca deger veriyorsunuz. Psikolojik olaylari anlama yeteneginiz muazzam. Ancak sizin disinizda gelisen olaylar sizi ve ruh halinizi fazlasiyla etkiliyor.Bagimsizliginiza ve ozgurlugunuze duskunsunuz . Yine de sevgiyi herseyin ustunde tutuyorsunuz. Hayatiniz karisikliklari cozmek uzerine kurulu oldugu icin mucadele etmekten yorulmuyorsunuz. Hemen her seviyeden insanla anlasma yetenegine ve sonsuz sabra sahipsiniz. Insanlarin ihtiyaclarini onlar soylemeden anliyor ve yardimlarina kosuyorsunuz. Cok iyi bir dinleyici, gözlemci ve yol göstericisiniz bu yuzden iyi bir psikolog veya konusmaci olabilirsiniz...

19 Ekim 2012 Cuma

Nazım Hikmet Ran

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. 'Peki o ne yaptı?' deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

18 Ekim 2012 Perşembe

Mimiklerim

Birisi bana efsanevi ters konuştuğunda bu ifadeyi kullandığım doğrudur.

Bordo


                                                                                İki

17 Ekim 2012 Çarşamba

Bang Bang!


Now she's gone, I don't know why
And till this day, sometimes I cry
She didn't even say goodbye
She didn't take the time to lie...

15 Ekim 2012 Pazartesi

7 Ekim 2012 Pazar

Apandist

Sanırım ameliyat olcam sabaha ye yo dıpçıkı dıpçıkı

5 Ekim 2012 Cuma

Dedim


Bunu okumuştum.

Aslanın karnı tok ise; yanından geçerken kulağına şamar atabilirsiniz. Aslan: “eline ayağına hâkim ol, akıllı ol !” diye, en fazla sizi uyarır. 

25 Eylül 2012 Salı

Az önce şu konuşma geçti birisiyle;




-Sanırım gerçek Marla'yı tanımıyorum.


-Az önce Whim'e mesaj attım. Kaos'u tanımıyormuşum diye. Tuhaf..









Aynı anda konusmanın cezasını biliyorum.

24 Eylül 2012 Pazartesi

En güçlü insanlar, genelde yalnız olanlardır.

23 Eylül 2012 Pazar

Absulitli, yes.

Yaptıklarım için hiç bir zaman pişman olmadım neden pişman olayım ki ? Demekki beynim okadarmış ozaman, o an onu yapınca mutlu olacakmışım istediğimi yapmışım bu kadar basit.

Şu anki sırtım




Züppe pıhotografi

22 Eylül 2012 Cumartesi

Gayet doğal

Tamam, olabilir, sakatlanmış olabilirim. Dizlerimdeki bağlar kopmuş olabilir, yeni bir dernek için heyet önünde dans edemeyebilirim. Ama bu; beni eksiltmeyecek. Değnek falan almayı düşünüyorum. Ama her gördüğüm arkadaşıma şunu yapacağımdan korktuğum için vazgeçtim; 'Çekme o kariyn amua goyim çekme!'

20 Eylül 2012 Perşembe

Maroon


I'm at a payphone trying to call home
All of my change I spent on you
Where have the times gone
Baby it's all wrong, where are the plans we made for two?

If happy ever after did exist
I would still be holding you like this
All those fairytales are full of shit
One more fucking love song I'll be sick.

Bu dans bi harika dostum! auzzhcuzhuahAUHZUHZ

   

Bazı şeyler çabuk biter

Sigara çabuk biter, çay, alarm kurulmuşsa uyku, bitmesin istiyorsan, yol. Yarısında yakalamışsanız o sevdiğiniz şarkı çabuk biter. Sarılmış izliyorsanız film, hızlı yaşarsanız ömür, çok seviyorsanız aşk, çabuk biter.

Sen olcaksan oğlum,




Adonislerimden feragat edip kilo alır, kel kalabilirim.









 O ne şuttu lan öyle!

Hayda Breeee!


Sarışın olmasan da,





                                              benimle bunu yapacağını biliyorum.


                                              Maç çıkışı bi barda galibiyeti kutladıktan sonra,





                                               Yeşilay'cıları kınıyoruz.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

K.K

'Karar veremiyorum.' dedi, 'Karar vermek de istemiyorum.'
'O zaman karar verme.' dedim, 'Karar versin yerimize.'
Elimi cebime attım cebimdeki bozuk parayı çıkardım. 
'Bana doğru at parayı.' dedi.
'O zaman; tura.' dedim.
Fırlattım parayı. Para adeta Cine 5'de oynayan bir film gibi ağır ağır dönüp ayaklarının dibine düştü. Para dönmeye başladı. Etrafta  sadece dönen paranın sesi vardı. Ayağıyla bastı üstüne. 
'Bak.' dedim, baktı.
'Söyle.' dedim.
'Yazı.' dedi.
Döndü arkasını merdivenlerden çıkmaya başladı. Eğildim, 2 tarafı da tura olan parayı alıp cebime koydum.
Sonbahar değildi...

26 Ağustos 2012 Pazar

Türünü korumak için çiftleşmeyen her pandayı, elime tüfek alıp vurmak istiyordum. Petrol tankerlerini açıp göremeyeceğim fransız sahillerini kirletmek istiyordum. Duman solumak istiyordum. 



~~~~~~ Deniz mavisi candır.

12 Ağustos 2012 Pazar

Nikotin

                    Doğru kişiyle alınan kararlar mı yanlış yoksa yanlış kişilerle yapılan işler mi? Bence ikisi de çok saçma. Sen yaşamayı istersin, sadece yaşarsın. Sorgulamaz birey o an yapılan işin kimle ne zaman ne derecede doğru olduğunu. Sadece yapar, bu kadar. Bu yüzden biten bir ilişkinin ardında feryat figân ağlamanın kimseye yararı yoktur. Ben şahit olmadım yani eski sevgilinin 'Oha ağlıyor musun? Gel barışalım.' dediğini. Duymadım da. Dışarıdan her kim ne kadar sert görünürse görünsün, ağladığını bilmelisiniz. Siz onun canından bir parça kopardığınızda pusar bir köşeye ağlar. Kimle ne karar aldığını düşünmeden. Yanlış kişi için ağladığının farkına varmayarak. Ki doğru kişi olsaydı, seni ağlatmazdı. Bunu anla artık. Eğer ağlıyorsan, tek sebebi olmalı; yanlış kişiyle bu kadar vakit geçirdiğin için. İkinci seçenek ise birinciden de saçma. Yanlış kişi olduğunu bile bile ona dokunmak salakça. Fakat şöyle bir şey var ki, yanlış kişi olduğunu bildiğin için rahat davranıyor insan. Daha rahat konuşabiliyor, daha rahat ifade ediyor kendini. Kaybetme korkusu olmuyor çünkü hiç. O bireyin beyninde de 'Zaten yanlış kişiyleyim. Daha ne kadar dibe vurabilirim ki?' fikri oluşur. Ve kanımca en uzun ilişkiler bu şekilde başlıyor.

                    Benim başıma gelen 'domat' davası böyleydi... Birbirimiz için yanlış kişiler olduğumuzu bildiğimiz halde debelendik, yıprandık. Hiç düşünmedik 'Böyle mi yapsaydık ya la?' diye. Biz sadece yaşamak istedik. Fakat uzun bir süre sonra fark ettik ki; her gün birlikteyiz, her anımız birlikte geçiyor. Düzenli ilişkinin içinde bulduk kendimizi. O erkek reyonundan bir kıyafet denedi üzerine, ben ise bayan reyonundan. Yanlış yerlerde yanlış kişiyle yanlış şeyi istediğimizi fark ettik. Sonra üzerimizi değiştirip devam ettik yolumuza. Aktarma otobüsünde tanışan kişiler gibiydik, bir noktaya kadar beraber, aktarma merkezinde farklı yollara... Daha az darbe almayı kim istemezdi ki? Kim istemezdi ilk gün 'Biz 8 ay sonra ayrılırız. Hiç başlamayalım.' demeyi? Bunu bilmeyi? Kimse bilmiyor, merak etmeyin. Etrafınızdaki çiftlerin belki hiçbiri evlenmeyecek. İçiniz rahat olsun bu konuda. Kimseyi kıskanmanız gerekmiyor yani. Otobüste dudaktan dudağa konuşanları falan...

                    Bu konuda daha önce yazıcaktım fakat toplamamız gereken bir hayatımız vardı. O sürecin bittiğine inanıyorum. Bu yüzden buldum bu cesareti kendimde. Bir de o 'Küçük İskender' di, Ben 'Ömer Hayyam'...

‎"Ben bilmem aşkı yatırmayı yataklara, uyurken üzerini örterim en fazla.." -Küçük İskender

''Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak 
Yarını düşünmen beyhude bir heves 
Bir çok kişiden arda kalanlar 
Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin..'' -Ömer Hayyam




İşte tam şu an nikotin giriyor devreye. 'Sigara dumanı misali hayallerim, uçar gider...'





Yad etmek niyetine;


Günün Sözü

                         'Özür dilemek; sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Karşınızdaki insana verdiğiniz değerin egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.'



9 Ağustos 2012 Perşembe

10 Ağustos

                           Diyceklerim bu kadar.

31 Temmuz 2012 Salı

27 Temmuz 2012 Cuma

22 Temmuz 2012 Pazar

Faytkılap

Daha önce dövüş klubünden bahsetmiştim. 3 dövüşe katıldım. Cebimdeki para -0-.......... Aga tamam işte yendin, niye tekmeliyosun? Neyin hıncındasın anlamadım ki. Böyle boku bokuna kaybedersin işte. Durduramadım aga kendimi. 1 hafta alçıyla gezdim, çatlak büyüyebilir diye. Hıammına. Para yok bu işte aga ruh hastlarına göre tam. Bi tane daha buldum sonra, ramazandan 1 gün önce oraya da gittim. Benim gittiğim bi antikacı vardı, onun oralarda. Pek hoş bi ortam yok orda damardan alıyolar dövüsten önce. Kimse ne yaptıgını bilmiyo. Zaten hepsi zengin piçi, çöpçü vs ergen'deki ergen gibi ses cıkarıyorlar darbe alınca. Orası degilde benim mekan iyi. Ramazanda dövüsler kesik. Cok saglam adamlar da var ak. Sokakta görsem sikerim la bu bebeyi dicegin adamın gercek yüzünü görsen sıçarsın altına, abi bohunu yiyim yanında takılayım diye yalvarırsın. Pek bana göre degil aslında bu isler. Hırs yaparsam, cesedim cıkar anca ordan. O yüzden gitmicem bidaha dövüse.

Artık düzenli bi halısaham var. Her pazartesi Cemil Şeboy Allians Arena'da maç yapıyoruz. Bu yüzden mutluyum.

Hala denize gitmedim, amele yanıklarım aldı başını gitti ama.

Doğum günümün ramazana denk gelmesi sebebiyle üzüntülüyüm. Kime sorsam ben içmem diyor. Bi 'Bukowski' dışında. Canım benim.

Gece yukardan ışık vurdugunda göğüslerimin gölgesi düsüyor bedenime. Bu da artık göğüs kaslarımın oldugu anlamına geliyor.

Sex hayatımda sapmalar olmuyor. Hersey standart..........

Kendimi adonis tanrısı ilan ediyorum. İtirazı olan?

12 Temmuz 2012 Perşembe

Kadının evde iş yaparken alelacele yaptığı o topuzun seksiliği, en baba kuaförün saatlerce uğraştığı saçta yoktur. Net.

Acemi

Bazı kızlar, kavga esnasında sakin düşündüğümde onları sevdiğimi düşünüyorlar.  'Ya sen beni cidden seviyosun başkası olsa şu an konuşuyo olmazdık' dedi. Ve bu atılımla bir genç kızımız daha bir piçin oltasına takılıyor..

5 Temmuz 2012 Perşembe

News

Bugün yeni bi karı yaptım. Bi öncekiyle isimlerinin ilk 7 harfi aynı. Buna çok özen gösterdim. Bundan sonraki yazılarımda ondan 'Shaku' olarak bahsedicem. Yakşannar.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

30 Haziran 2012 Cumartesi

Yalancı

Bana yalancı derlerdi de inanmazdım. Dün giderken 'Gelirsem sadece uyumayız, bilirsin maziyi :)' dedim. 'Ahahahaha o zaman çabuk gel :D' dedi. Kızı sevişme bahanesiyle eve kapatıp muhabbet ettirdim. Çok piçim.

Sahat 2

Ted'in de dediği gibi, gece saat 2'den sonra hayırlı bir iş olmaz.

Dün gece 'Hırt'taydık 8 kişi. Ev boş, piiz dangasığ. Önceki geceden bi ayyaşım zaten, yapıştırmışım 35lik 'Efe' rakı, daha kendime gelemeden 4 bira da çaktım. Devam da ediyordum ki, benim eski kırıklardan biri, 'Ayh kafam çok güzel, gelsene bize. Sarılıp uyuruz ohh mis.' diye aradı. -'Olmaz jimdi cok zarhojum yarın görüjelim.' 'Yarın ben yokum. Şimdi gel.' 7 kişinin gazıyla kapıya çağırdım bi taksi, dedim bas kanki Dolunay'a.. Adam anladı galiba muhabbeti dedi 'Kardeşim sen söyle arkadaşa, 10 dakikaya götürrüm seni Dolunay'a' dedim vay amıstrınakoim ne biçim bir şoför bu van göli cenevarı.. Aradım dedim 'Geldim ben Dolunay'a, koş gel beni al.' 'Bekle, sana hayatının kıyağını yapcam.' dedi. Aldı beni arkadaşının evine. Saat 3buçuk civarında Selma Yiğitalp A.L etrafında gezen 2 tane gamalak gördüyseniz, biz olmayabiliriz gerçi bi kaç kişi daha vardı. Sessiz sessiz girdik eve efendime söliyim önce bi soyunma dalgası. O soyundu tabi. Ben şort gömlek amk. Üstüne 'rahat bişeyler' giyip geldi. Koltuğu açtı, çarşaf serdi. 2 tane yastık getirdi. Hassiktir dedim bu sefer kökledik dalgayı gırtlağa kadar.. Sarhoşluğun verdiği cesaretle yattım o yatağa, 5 dk sonra gömleğimi çıkardım. Ve 7 saate yakın o şekilde durduk, muhabbet ettik. İkimiz de tavanla seviştik 30 Haziran'ın ilk saatlerinde.. Sonra sarılıp uyuduk, cidden uyuduk. Ben ilk defa yaşadım böyle birşeyi. İt's amazing. Plânlayarak olmuyor, haberiniz olsun. Bi önemi kalmıyor 'Haftaya sarılıp uyucaz.' diye plân yapıldığında. Ve gerçekten çok değişik bir duygu. Burdan o karıya selamlarımı iletiyorum. Öptüm Erz. Aynen böyleydik saat 7de;




Not: Ensesinden çatalına kadar kıldan köprüleri olan kızları kınıyorum.

29 Haziran 2012 Cuma

25 Haziran 2012 Pazartesi

I dont wanna live that way. Reading into every word you say. You said that you could let it go and wouldn't catch you hung up on somebody that you used to know..

23 Haziran 2012 Cumartesi

Dayak yemeyi severim.



Bugün gümrükte kolları bacağı olan bi meme gördüm. Yemin ederim, meme yürüyodu. Dün de hayalimi gördüm. Bu da yalanına sokuyumculara gelsin;

21 Haziran 2012 Perşembe

Özledim..

Aıııghhh.. Nasıldım?              Bu soruyu sormayı özlediğimi farkettim. Çok piçim.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Hadi atayisler, ben de sizdenim :(((88


Tanrı bizi bununla değil,



           bununla sınıyor. İnancımızı kaybetmemeliyiz.




19 Haziran 2012 Salı

If I did have a tumor, I'd name it Marla. Because; Marla's philosophy of life is that she may die at any moment.

Atatürk dedim dedim inanmadınız.



Bak ne oldu şimdi?

18 Haziran 2012 Pazartesi

+11

Sevdiğinizle sex yapmayın, sevişin.

Küfür..


'Ne bu küfür merakı sende abicim? Düzgün konuşamaz mısın?' demiş Temel Dursun'a. Dursun da durur mu? Yapıştırmış cevabı:

Ben gülerken orada donabilir iliklerin,
Ölebilir ümitlerin ve belki kinle bakabilirsin,
Adıma küfredip beni de defnedebilirsin,
Orada gerçeğin görüntüsüyle yüzleşemeyecek kadar cebin de olabilirsin
Neyse ne, bir tek bir blog gerek
Ben söylerim ve sen dinlersin...

17 Haziran 2012 Pazar

15 Haziran

Sevgili günnük, İnsan kendi hayatını değiştirecek kararlar alır. Neredeyse hayatımı kökünden değiştirecek bir karar aldım cuma günü ve 1 Temmuz'dan sonra uygulamaya koyma gibi bir planım var. Cuma günü gittim buldum bitane kafes dövüş salonu. Yeni gelenlere pek hoş davranmadıkları kesin. Ama en azından 'Do you not talk about FightClup' diye bi kuralı yok, rahatım. Eğer isteyen olursa, birlikte gidebiliriz kapısına kadar. İçeride kimse birbirini tanımıyormuş çünkü. Şartları birazcık ağır. Kaybedersen 50 kazanırsan 100 lira. Zaten kaybedersen 50 lira hastane masraflarını bile karşılamıyor. Bu 1. aşama tabiki. 50 dövüş kazanan bi üst kıdemde. Ücretler 2 katına çıkıyor. Buraya da bakmak lazım. Ağustosta sezon başlıyor. Zaman var daha. Sümük yedim. Bitti. Bu kadar.

11 Haziran 2012 Pazartesi

2011

Sen gerisin geriye gidiver
Sen bi zahmet bu işten elini çekiver
Sen tezinden kararan kalbini söküver
İyisi mi sen benim yerime kendini koyuver.

25 Mayıs 2012 Cuma

Babam..

Neredeyse herkes babasını sever. Onunla övünür. E tabii ki ben de. Babam olmasaydı yapamayacağım birçok şey vardı. Ben de onlardan bahsetmek istedim.

Şimdi boktan bir giriş yapıyorum, sıkı durun, Ben Barney'im. Evet evet, Barney Stinson. Ama ilk aklınıza geldiği gibi karı kız muhabbetinde değil. O da var ama konumuz bu değil. İzleyen varsa bilir; Barney bi bölümde gerçek babasını buluyor. Babasının yeni bir hayatı ve ailesi olduğunu öğreniyor. Bunun üzerine kıskançlık krizine giriyor. Küçük (üvey) kardeşiyle kavga falan ediyor. İşte o bölümde yaklaşık 1 dakikalık bir sahne benim 'kuru göz pınarlarım'ı yaşlandırdı. Barney, 'Eğer küçükken benim basket potam yoksa onların da olmayacak.' diyerek garajda asılı basket potasını sökmeye çalışıyordu. Çoğu kişinin o bölümü ilerleterek izlediğini tahmin ediyorum, çünkü öncesi çok sıkıcıydı. Hah, işte ben; o öfkeli Barney'im. Çocukluğunu yaşayamadığı için kızgın olan...

Benim babam öğretmendi.
Gel sana şunu öğreteyim demedi hiç, ama yanına gidip izlemediğimde 'İlerde sen de yapcaksın. Neden izlemiyosun ben lamba takarken?' diye azarlardı beni. Ben de 5-6 yaşımdayken bu sebeple babam ne zaman iş yapsa peşinden koşturdum. Ve öğrendim çoğu şeyi de cidden. Teşekkürler. Fakat şöyle bişey de var usta, ben 6 yaşındayım. Bırak top oynayayım, bisiklete bineyim. Bırak 25 yaşıma geldiğimde elektriğe vurula vurula öğreneyim lamba söküp takmayı.

Benim babam mahkemeydi.
Babamın 'bakarız.' dediği, her ailede olduğu gibi bizde de %99 'evet' demekti (Ben çözdüm bu işi, yaptığım araştırmalara göre babaların %83 bunu şımarmamamız için söylüyor. True Story). Almayacağı birşey istediğimde -onu tanımayanların anlamayacağı bir şekilde- gülümseyip, hayır derdi. Açık ve netti. İtiraz hakkı da yoktu. Ben itiraz etmeden büyüdüm, hem de hiçkimseye. Çünkü benim babam böyle olmasını istedi, ben de yaptım.

Benim babam sportifti(r).
Benim şu anki yaşımdayken, profesyonel futbolcuymuş. Ordan oraya atlar zıplar koşarmış. Cidden iyi bir forvetmiş. Videosu da vardı, fotoğrafları da, hatta canlı insanlardan bile duydum. Çok önceden değilmiş. Ama ben kendimi bildim bile belinde fıtık var, robot dansı yaparak yürümeye mahkum, yazık.

Benim babam güzel konuşurdu.
Bişey yapmamı istediğinde adımı yüksek sesle söylerdi sadece. 10-25 saniye gibi bir aralık veremeyeceğim ama eğer işim yoksa direk yanına fırlamamı isterdi.

Benim babam yıkılmadı daha.
Çocukken yaşadığı olaylardan sanırım. Cidden katlanması zor durumlar içinde bulunduğundan, ben doğduğumdan beri yıkıldığını hiç görmedim. Ya da en son ben doğduğumda yıkımların en büyüğünü yaşadı, 'Dahası da koymaz gayrı' dedi.

Benim babam eski kafalıydı.
Gelenekçi bi adamdı. Eğer dedemin babası dedeme ceket aldıysa, dedem babama, babam da bana alırdı. Herşey en yaşlıda biterdi. Ama babam bunu değiştirdi. Dedemin babama almadığı, daha doğrusu zamanında hasret kaldığı bütün eşya, araç-gereçleri bana aldı babam.

Benim babam, aslında çok sevilesi bir adam.

Babam bedensel olarak ölmedi ama zihinsel olarak yanımızdan ayrıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü;

-Ben istemesem de babam gibi düşünüyorum. Suratımı mahkeme duvarı gibi yapıp, çevremdekilere her istediğimi yaptırıyorum.
-Ben de ne istediğimi açıkça söylemiyorum. Ama biri istediğimi yapmadığında 'Neden yapmadın?' diye azarlıyorum.
-Ben de futbol için fed.....
-Ben de çok güzel konuşuyorum. Dediğim ya oluyor ya olur ya da olacaktır. Başka seçenek yok.
-Ben de yıkılmadım diyebilseydim keşke. Çocukluğumu mahveden sadece mahallede beni aralarına almayan çocuklar değil, babamdı da. Ben bir defa yıkıldım, o gün sabrı ve inadı öğrendim.
-Ben de eski kafalıyım. Dedem gibi değil de babam gibi olucam. Ne gördüysem değil, ne görmediysem yapıcam çocuğuma ve bütün dünyayı yakıp yıkmış olsa da 'Olsun be oğlum, senin sikin sağolsun.' diyeceğim büyük bir gururla.

Ve ben de babamdan bu sözü duymadan göçüp gitmeyeceğim. Sokakta ağlaya ağlaya yürüdüğüm o günün hesabını alıcam elbet. Elbet silicem o günü hayatımdan, dur bakalım, yemeğin soğumasını bekliyorum..

Kaynak: Götüm.
Not: ''Efe, çabuk gel be oğlum..''

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Sagopa Kajmer


Sagopa'nın en iyi albümü bence. Son çıkarığı albümdeki şarkılar tüm rapperların ağzında sakız olsa da ben 2008'den yanayım.




Elbet bir gün başı dönecek dünyanın dönmekten.Ağzının suyuna batmışlar için henüz saat erken.
"Ben bir ağacım yeşermekte dallarım ya" derken,yere düşen yapraklar ayrılmakta gövdemden.
Dünya rehavette,gözleri dalıp gitmekte,herkes kendince bir masumluk serüveninde.
Ruhum vücut karavanında,ölüm düz gidince ileride,yaptıklarım peşimde gerilerimde.
Son pişmanlık sabaha varmaz bir karanlık,nefsinin dişleri kalmamış seni dişlemekten yazık.
Belki sana göre ben delirmiş ve sorunluyum, ben senin varmak istediğim o yolun sonuyum!
Sağım-solum-önüm-arkam zaman illetiyle sarılmış.Yalnız adanın ortasında saçım sakala karışmış.
Ufaklıklar arsızlaşmış.Beden saksınızda edep çiçekleriniz sararmış !
Bıkmışım her gün aynı teranelerden ben.Bir-iki yalancı ve sahtekar.Yoldan saptıran imtihanlar.Kana kana 
kanıyorlar bak!... 
Sağım-solum-önüm-arkam gafil,hüzün kuyusuna gark olur aciz,içim acı sahibi meçhul herkes,bu sahibinin sesi 
merkez!... 

El katipse kalp hakimdir.Bak bu aklıma gelen kaçıncı dize.Bak bu kaçıncı aykırılık rap fakirhanesinde.Bir lokma bir 
hırka.. 
Tavsiyeye uyanlar tavsiyeyle yaşarlar.Gözlerim 10 senedir akan durmaz hıçkıran şelale, 
elimde aynı hararetle yanan rap'ten meşale,izin vermez deliyağız gözle görülen işgale,sözlerimden yüzümü gör 
bak eşgalime!... 
Sıkıntı sıktığın zaman patlayan sivilce.Düşünmelisin sivilce,enine boyuna bütünce.Beter eder düşünce. 
Diz kapakların kanar düşünce,iblis dalga geçer kananla sertçe.Ben baktıkça ağaçlara,kalbimin kuşları konmak 
ister dallara. 
Önceden inanırdım ne yazik ki fallara.Onlarla yitirilen sahipsiz yıllara derken "elveda" bir dize daha karala... 


Bıkmışım her gün aynı teranelerden ben.Bir-iki yalancı ve sahtekar.Yoldan saptıran imtihanlar.Kana kana 
kanıyorlar bak!... 
Sağım-solum-önüm-arkam gafil,hüzün kuyusuna gark olur aciz,içim acı sahibi meçhul herkes,bu sahibinin sesi 
merkez!...

Cüğara

Selam, ben; 4 yumurta ile 1buçuk ekmek yiyen çocuk. Bunu nerdeyse hergün yapıyorum. Ama kilo almıyorum. son 12 saatte 3buçuk ekmek yedim. Ama 50 gram aldığım yok. Yalçın Bey bana yardım et, kilolarım kayıp!

O bu değil de yemek yemenin en güzel yanı, sonrasında içtiğin sigaranın diğerlerinden farkı olması bence. Coğoş oluyor lan.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Tahrib-i Vefat

Başımız sağolsun.. Öncelikle, yaşadığında arkasından küfredip 'İnşallah çükün kalkmaz!' diyen blogger karılarının böyle bi durumda üzülmesi, kafaları allak bullak etti. Şöyle bir durum var ki şu 'Adsız' denyonun hayatta değer verebileceği önemli bir kişi olmamış anlaşılan. Böyle bir durumda giden nasıl anılmak istiyorsa öyle anılır, çünkü son isteği odur. Bu durumda içki içti diye kimseye laf yapamazsın, hatta normal zamanda da.. Ayrıca birisinin annesine küfür edebilmenin bu kadar kolay olacağını hiç sanmıyorum. Daha dün anneler günüydü. Dün sarılıp anneler gününü kutladığın kadına laf gelmesini ister miydin? E tabi senin annenin anneler gününü tanımadığın adamlar sarılıp kutluyorsa, hediye olarak da her sarılan 50 lira bırakıyorsa, onu da ben bilemem..


Şu 'Vefat-ı Bildirge'si de çok garibime gitti. Biraz alengirli. 'Alicei' kankadının da 'o ölmedi' diye bağırması da çok ilginçli açıkcası. Birisi öldüğünde reklam yaparak anıldığını daha önce görmemiştim. 'Öykü yazıyordun, bkz.: ..........' Şu anlama mı geliyor peki; 'Adam öldü, hikaye de yazardı, hadi okuyalım biz. Kendi öldü, blog'u popüler olsun.' ??? Sen de bialemsin kankadın ahahah...


Onu bunu geç de şimdi bu Bay Sikerson, harbi harbi yazıp yazıp biriktirmiş mi? Çok kıskandım lan :( Böyle bir blogger olduğunu bilmiyordum. Normalde herkes yaşadığını, düşündüğünü yazmaz mı? Blog'un anlamı 'online günlük' değil mi? Bay Sikerson sanırım şöyle düşündü; 'Bugün şu ortama girip bunları yaşadım. Yazayım da ölürsem 6-7 ay sonra yayınlar kardeşim.' Harbiden yayınlıcakmış kardeşi bi de. Adamlar ciddi! N'apalım, saygı duymak gerek. 


Tabi işin gerçeğini kimse bilemez. Kankarı ile Küçük Sikerson hariç.. Yine de başımız sağolsun(!).


Herkesin bi son sözü olur ya, benden de Bay Sikerson'a bi kaç cümle;


''Reklam kokan hareketler bunlar Mayk, bırak bunları, gerenk yok.''

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Kapışma

Sana meydan okuyorum KOCA YANAK. 2 konu üzerinde yazacağız. Konuları biliyorsun. Bi gün belirleyelim ve sevişe... Kapışalım!

9 Mayıs 2012 Çarşamba

NicKoTeeN xDé

Hah mal! Senin neyine sigara? İyi bok yiyon içiyon da dangoz! Annen sana hamileyken tuvalette ekmek yemiş kesin, lanetlenmişsin. Götün kadar beynin olaydı keşke.. Olum içme şunu ak oran buran kanıyo işte :( ben de az önce götünden yaktım güzelim Cemal'imi..... :((((((((((

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Gel yanıma

Hadi kaç kaçabilirsen, hadi koş koşabilirsen, hadi cay cayabilirsen benden uzanır tutarım, yakalarım....


??????

KİM GİRDİ LAN BENİM HAYATIMA 3 GÜNLÜĞÜNE? ŞİFREMİ KIRMIŞ OÇLAR. NELER YAZIP NELER YAPMIŞLAR. TAMAM ŞİMDİ GELDİ BİZİM 'ZEYBEK'. HALLETTİM HERŞEYİ, İNŞALLAH, BİHMİLLAH, AMİN.

Güçlüyüm.

Seven, sevdiğine böylemi yapar seven? 
Güneşimi karartıpta kaçar gider bu karanlıkta tek başımayım neden? 
Seven sevdiğine böylemi yapar seven? 
Güneşimi karartıpta kaçar gider bu karanlıkta tek başımayım neden? 
Ama olmaz bu kötü gidişe bi son vermem gerekir. 
Ama olmaz bu kötü gidişe bi son vermem gerekir. 
Ama olur istesem dünyalara kavuşurum inan...

1, 2, 3, 4, 5 i geçtim, R'deyim.

Geliyorum, aç kollarını...

6 Mayıs 2012 Pazar

Issız Adam

Bişeyi bilmeni istiyorum. Ben seni haketmiyorum. Hiçbi zaman da haketmedim. Şimdi üzülüyorsun belki ama bigün hayatındaki doğru insanı bulduğunda bana teşekkür edeceksin. Domat, ben çok şey yaşadım, çok şey tükettim. Kendimi de hayatımı da herşeyi. İflah olmam ben. Kanımda bi mikropla yaşıyorum. Kimsenin hayatına dahil olmak istemiyorum. Kimse de hayatıma dahil olsun istemiyorum. Böyleyim; böyle geldim böyle gidiyorum. Bi nedeni yok, neden arama. Keşke bi nedeni olsa, ben de bilsem ve değiştirebilsem. Ama şunu bil, sen hayatımdaki en güzel şeydin. Bunu unutma...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Tahrib-i Aşk

             Küçükken bir oyuncağım vardı benim. Bir uçak. Pilli falan kumandası var. Uçmasa da hareket ediyordu. Bir çocuğun sahip olduğu tek şeye karşı olan hisleri ne demek iyi bilirim. Çünkü onu çok sevdiğim bir zamanda kaybettim. Uzun bir zaman bulmakla uğraştım, bulamadım. PowerRangers isimli oyuncaklar vardı bir de. Bu 'uçak'tan sonra ondan alındı bana. Ona da kapıldım. Sonra 'Bu da kaybolursa naparım ben?' deyip onu balkondan aşağı attım. Aşağı inip aldım, yukarı çıkıp bir daha attım. Oyuncağımı kırdım. Ve anladım ki benden güçlüsü yok.. Bunu çok küçük yaşta anladım. Ve haklıymışım da.. Büyüdüğümde de bunu hep yapacağıma söz verdim. En sevdiğim şeyleri kendime yasaklayarak kendime kendimi kanıtladım bugüne kadar. Tek başıma büyüdüm, tek başıma öğrendim bir çok şeyi. Dostluğu, arkadaşlığı, kardeşliği, güçlü olmayı, konuşmayı, sabretmeyi, dinlemeyi, sevilmeyi, sevmeyi.. Sevmeyi benden iyi yapabilen biri varsa da pistimize bekleriz..


             İlk defa 15 yaşımda karşı cinsin benden farklı olduğunu çıplak gözle gördüm. O gün 'Bugünü hep tekrarlayacağım.' dedim, yaptım da. Hatta çok yaptım. Çok kızla birlikte oldum. Hepsini sevdim. Birinin göğüslerini, birinin dudaklarını, birinin kalçasını, birinin ... Ama hiç birinin 'Ne bakıyon bee?' deyişini sevmedim. Ya da 'Karşıyakalılar geliyor. Bağırayım mı Göztepe diye?' deyişini. Sevdim, cidden sevdim. Ama bu kolay olmadı. Birinin beli tutarken kendime verdiğim 1 hafta sınırı ayrı, O'nun belini tutarken Efe'yi düşünmek ayrı. Bunları yapmak kolay mı sandın? Emeklerken depara kalkmak kolay mı sandın? Kolay olsaydı inan yapardım. Zor.. Kendime diş geçiremedim bu konuda. En sevdiğim şeyleri ortadan ikiye böldüm ama sana yapamadım. Dayandım, zorladım, sıktım.. Pis kanım aktı sonunda. Çamurdan dibim gözükmüyor benim. Kefil olamam hayatına. Şekillendiremem geleceğini, planlayamam seninle. Okuyacağın okula karar veremem, giyeceğin kıyafete de. Çocuğunun adı ben istediğim için 'Efe' olamaz. Sen giderken ben 'hoşçakal' diyemem. Senin gitme gibi bir durumun olursa orda olamam ben. Şu ana kadar yanındaydım, elini tutuyordum, yol gösteriyordum, onu yeme, bunu içme diyordum ama bundan 5 sene sonra diyemem. Bundan 4 sene sonrasına kadar birlikte oluruz ama senin olduğum için kendimi mutlu hissedemem. Ben kendimi iyi tanırım, başkasını ateşe atamam. Yemeğindeki tuza karışamam. Onu sen yiyeceksin, sen atacaksın tuzunu. Ben ağzımı açamam. Kaçmam, korkumdan değil; sevincimden. Kurtuldun benim gibi bir orospu çocuğundan. Sahi, sen böyle hitap ediyorsun artık hakkımda değil mi? Bilirim daha öncelerden bana o dudaklardan hangi kelimelerin çıktığını. Kaçmam, korkumdan değil; üzüntümden. Mahvettim hayatını, mahvetmeye devam edecektim. Yeni farkına vardım seni sen yapmadığımı, affet. İlk gün anlasam, 2. gün de öpmezdim seni, başlamazdı bu ilişki. Daha şimdiden çocuğunun adını koyan adamın ileri görüşlülüğünden ne beklersin? Affet işte göremedim. 


              Sonra, çocukluğumda futbola başladım. Bi tane futbol topum oldu. İsteğimle kaybettiğimde duyduğum hazzın tekrarını istemedim. Bu sefer onun üstüne düşüp, kaybetmemeye karar verdim, bunu da yaptım. Sabırla her gün dokundum ona, ama gitmesi ya da gitmemesi için çaba sarf etmedim. Başta gitme diye çok çaba sarf ettim 'O'na. Bile bile yaptım yine o hatayı. Benim de dengem bozuldu, onun da. Ama O, dedikleri gibi siktir etsin. Şu an tek acı çeken taraf o, öyle de kalsın. Benim istediğim de bu çünkü. Ben mutluyum, merak etme sevdiğim..

19 Nisan 2012 Perşembe

Anlatsam anlar mısın sazdan?

     Benim başımdan 'Domat'cığımınki kadar komikli bi tanışmaya çalışmalı bi sohbet geçmedi. Ama şükür ki 'Bora' rolünde de hiç olmadım, ehe. Bu konudaki 'Domat'cığımın tavrını ayakta alkışlıyorum. Ki o da alkışladığımı görünce kendi hareketini yapıp 'En birinci şampiyon benim!' diyordur.

     Bir Türk erkeği olarak bu durum kıskanılası bi durum. Çünkü birisi gelip senin sahipliğini kendine almaya çalışması gibi bi vaziyet var ortada. Burdan Türk kızlarına seslenmek istiyorum -''üff snne be slk .s.s'' deme hemen oç, dinle- bu gibi bi durumla karşılaştığınızda eğer sevgilinizi kaybetmek istemiyorsanız, ona bi sahibinin olduğunu söyleyin. Bunu vurgulayın bir daha söyleyin. Ağzını açmaya yeltendiğinde, bir daha. Uzatılan her konuşma, sizi suçlu çıkarır. Başıma geldiğinden değil ha, böyle bişey olsa bu şekilde düşünürdüm. Bi de şey var ki; biraz yer değiştirin. Aramızda sarışınlarımız var 'Nolcek yea' diyenler.. Oluyor birşey güzelim, cidden oluyor.

     Sevdiceğine kızamıyorsun, çünkü hiçbir hatası yok. Ortadaki durum kızılası, kavga çıkarılası, sinirlenilesi bi durum. Ama kime?? Ben bulamadım ekü. Eğer bulursan bana da gönder. Ona bir çift lafım var. Sen mi büyüksün ben mi? Ben, Yaşar Usta. Ben büyüğüm. Salıverin küçük enişteyi. Çay yok, bok için. Basma Allah için basma. Bu da benden.. Selametle. Eptim.

7 Nisan 2012 Cumartesi

'Tecrübe konuşuyor'u değiştirdim, şahitlerim var!

   Beyler toplaşın, dün başımdan geçen sex hikayesini anlatıcam..

   Dün yaşanmaması gereken bir olay yaşadık. Küçük orospu (Domat'ın bahsettiği), Sevgilim (Domat), Ben (asdhaflksjdgl) ve MüstakbelAnam (45lik Sarı) filmlerde görüldüğü gibi bir sorgu odası sahnesi gerçekleştirdik. Suçlu bendim, kabul. Ama biz Sevgilimle bu konuyu kapatmıştık. Küçük orospu yine alevlendirdi bu konuyu, ki iyi etti. Suçlama, Sevgilim'i sevmediğim ve ona yakın olmak için birlikte olduğum'muş.. Yırtındı didindi ama ispatlanamadı. Fakat attığım tüm mesajlar duruyormuş, ne yazık ki o mesaj hariç :'((( E bunları duyunca doğal olarak Sevgilim coştu, bulunduğum mekana uçan tekmeyle girdi. Sonra ben karşılık olarak ensesine bi döner tekme sallad... Dur dur bu başka hikaye........ Geldi bana bağırdı çağırdı. O an tokat atmasına izin verdim, ellerimi birbirine kenetledim karşılık vermemek için. Nitekim o da bu şekilde bi eğilimde bulunmadı. Konu kapandı sanarken, Hooooop MüstakbelAnam geldi. Dedi ki gelin yavrum siz şöyle. Aldı bizi odasına, Küçük orospu da geldi. Dedim içimden 'Ahanda cümbüş var. Çağırın Zurnacı Şener'i..'
Sevgilim konuştu, dinledim. MüstakbelAnam konuştu, dinledim. Küçük orospu konuştu, dinledim. Sevgilim, MüstakbelAnam, Sevgilim, Küçük orospu, Sevgilim derken süre sınırımız bitti bitecek.. Sıra bana geldi. Bi yardırdım.. Anlatamam sana kanka. Bir pöykürdüm ki breh! Küçük orospuyu şutladık. Kaldık 3ümüz. Sonra bi yardırma daha. Kapıdan çıktı ve en hayırlısı oldu.. Sevgilime sarıldım, öptüm..

              O kollarımdayken 'Slim Thug - Thug' çalıyor kafamda. Hiçbirşeyden korkmuyorum. Sınırlarımı zorlayacağımı biliyorum. Sırtıma bi kamyonu alıp kilometrelerde koşturabilirim gibi geliyor. Kendimi hiç olmadığım kadar güçlü hissediyorum. Yenilmeyeceğimi biliyorum. Sen benden gitme hiç, olur mu Domat?

6 Nisan 2012 Cuma

Sol kulağına küpe olsun

    Bu konuda Domat'cığımın yazdığını biliyorum, bir de ben yazmak istedim. Daha doğrusu yazmak zorunda olduğumu hissettim..

    Sex.. Bence bi partnerle yapılacak en zevkli (hadi canım!) işlerin başında  bayrak taşıyor, elinde megafonla.. Kızların bu konudaki yaklaşımını son zamanlarda saçma bulmaya başladım. Geleceğe birşey saklayacaksan, bedenini saklama, saf duygularını sakla. Beden gelip geçici sonuçta. Sen yaşamak istiyorsan yaşa. Gelecekteki kocan sana '0 Km' mi gelecek sanıyorsun?? KoMicq_JojuqH.com ...  Her iki tarafın da bu konuda tecrübeli olması gerekir bence birlikte yaşamaya başladığınızda. Ve emin olun (karılar) mutlu olmak istiyorsanız, yapın. 35 yaşındaki adamı sizi aldatmak zorunda bırakmayın..

   Tabii bu benim fikrim. Ama 'Yok kanki. Ben eteklerimle yerleri süpürcem, belediyede de işim hazır zaten.' diyosan, sakla sen zaten sakla. Hatta mezara götür sen onu. Mezar taşını ben yazıcam; 'Temel kızı Fadime, açılmadan iade'..

29 Mart 2012 Perşembe

Merhamet

İşte an geldi, işte o an vazgeçer akrep durur yelkovan
Konuşamadım, tutunacak güvenli bir dal bulamadım
Gel insafa, söylenecek sözüm yok
Gel insafa, insafa gel....

Sadece yakın

Ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda ben ırak,
Ne yol katetmeliymişim meğer düşümden,
Yakınlarında olmak istemedir içten, feryadıma gizlendim.
Herkesin tek hakkı var,
Hem halime sorsalar anlar, beni yangın paklar.
Kor alır canım ağlar, yetmez binbir ahh

Ben yakın sen uzak, ya sen yakınlarımda ben ırak,
Ansızın sızım yakardı en derinden,
Sana her kavuşmam elzem,
Ben bu yangını söndürmem.
Herkesin tek hakkı var,
Hem halime sorsalar anlar, beni yangın paklar.
Kor olur canım ağlar, yetmez binbir ahh vahh..

Ne oldu, neden oldu bilmiyorum...

Geri döndüm.. Boynuma ip bağlamış balıktım ben, şükür ki denizden çıkmadan aklıma geldi balonun ipini kesmek..

28 Mart 2012 Çarşamba

Gereksiz..

Çoğu şeyin sebebi yok lan, vallaha yok. İstersin, yaparsın. Bi ayakkabıyı vitrinde gördüğünde beğenirsin, vitrinden indirir giyersin, Problem??

Ayrıldık. Çoğu şeyi bu şekilde görebilirsin işte. Ayrıca, şahit varsa konuşsun. Torba değil ki büzesin elalemin ağzını. Dilin varsa, dedikodu var. Orospu kızlar da var, biliyorum. Ehehe iyi ki varsı.. Sikerim lan bi konuşmayın yaaa.. Malzeme çıktı size ak :@

 Bi de Yunus abimden bi söz yazam da gidem;

''Hepimiz sorumluyuz. Herkesin bir suçu var. Zaman aşımına uğrar ya da hışımına rastlar.. Bunun için gözün ağlar. Kafan duvara da tostlar, yazık o kadar dost var, inandıklarımızın arasında çok fark var!

18 Mart 2012 Pazar

Anl...

Ne anlatabilirim; ne anlayabilirsin...

Dobroşko..

          Sen çok iyisin şimdi. Çok güzelsin, dört beşliksin. Senin bi sevgilin var; dangoz. Yanlış anlar hep. Sen 'Günaydın' dediğinde 'Yes. İşli bediş. Kalimera komşi doşroşko trişko.' diye cevap verir. Unutma bunu.


          Bi gün diyosun ki; 'Sen miydin sevdiğimi çalan? Anladım dostluklar yal..' Ciddi olamıyorum mnskym... LMFAO çalarsa arkada bokuma ciddi olursun a.k Tamam sakinleştim. Rob Dougan - Clubbed to Death açtım. Kendimdeyim..


         Bi eski sevgilinin adı geçiyor, 'Bak bana bunu yapma sakın, ne olursa olsun yapma.' dediğin şey yapılıyor.. Sabır732...
        2 gün sonra gerçekten rastgele olarak başka bi tanesiyle karşılaşıyorsun. Bu geveze biraz, bıdı bıdı ne var ne yok anlatıyor sevdiceğinizle arasında ne geçtiyse.. Suçlu olan sevdicek mi? Tamam hadi gidip onu sinirlendirelim, canını sıkalım.. Sabır733...
       Aradan bir kaç gün geçiyor, gidip sevdiceğine bunları söylüyorsun; 'Pınar, Gamze, Gizem, Pınar... Pınar Pınar. Onunla çıkmışsın geçen sene. Sürekli değil, 1 yıla yayılmış. Buca'da oturuyormuş. ....... okuldaymış. Senle aynı yaştaymış. Şu an bununla çıkıyormuş!' Wooouuuooooowww.... Teşekkürler Şükrân. Buna ihtiyacım vardı.. Sabır747...


      Ben rastgele olanları söyledim. Kabul ettim bi kasıt olmadığını. Hatta şeyler de var 'Kimdi o? Eskisiydi demi? Çıktınız demi? Bırak dövücem. Bırakmıyon mu? Tamam ben bulurum onu. Salı günü döverim. Hatta dur, çarşamba daha iyi olur. Dövücem..' Sabır818...

                                  Yeni bir gün daha doğuyor ve ben içimden 'Sabır' dedikçe o eğlenerek bunun dozunu daha çok arttırıyor.. Okuduğunda biraz hak verceğini düşündüm, bu yüzden yazdım. Umarım devam etmezsin, çünkü 'Sabır...' sayılarım tükenmeye başlıyor..

8 Mart 2012 Perşembe

Zevk meselesi..

Tabii ki FUTBOL.. 2 haftadır ayağıma top değmemişti, taa ki düne kadar.. Dershanemizde futbol turnuvası vardı. Gireyim dedim, 11. sınıflarda boş yer varmış, sorun olmaz dedim, girdim. Dün 17:30 da bir başladı maç.. Allahım Allahım.. 2 hafta su içmediğini düşün, hah ondan 3 çıkar. O kadar fena bir duyguydu.. Kendimi hırpaladım.. Hatta hayatımın deparını attığımdan eminim. O topa yetişmek için koşarken kulaklarım tıkandı, sadece kalp atışlarımı duydum bir kaç saniye.. Topa dokunduğumda kendime geldim tekrar bir an sesleri duymaya başladım.. En büyük tutkum benim futbol.. Bir de seyirciler arasında Sevgilim varsa....

3 Mart 2012 Cumartesi

Güvende ol..

Bence insanın kendini güvende hissetmesi çok önemli birşey. Ama bu bahsettiğim güven, ped reklamlarındaki gibi değil. Harbi harbi güvende olmak.. Birisi tarafından da değil, tek başınıza. Karanlık sokaktan geçerken sağına soluna veya arkana bile bakmadan sapasağlam yürüyebilmekten bahsediyorum. Dışardan görenin 'Hass.. Yaklaşmayalım çaça' demesi mesela... Çoğu kişi bunu rahatlıkla yapabilcekken yapmıyor. Gerçekten yapmıyor. Omuzlarını kısıp, elleri cebinde her adımında 5 cm küçüle küçüle yürüyor. Bence insan kendini farketmeli önce. Yürüdüğünde 500 m öteden farkedilebilmeli. Kendini rahat bırakmalı hayatta. Fazla kasınca, olanları şimdiye kadar görmüş olmalı zaten. Kontrol mekanızmanı durdur ve seni ne güvende hissettiriyorsa, git onu yap.. Futbol oynadığında iyi hissediyorsan kendini, başka birşey yapma. Ben koşmayı seviyorum mesela.. Canım çok sıkkın olduğunda bacaklarım litrik asitten yanana kadar depar atarım. Durduğumda da domalıp 'Ne koştum amk' diyip gülüyorum. Dışardan nasıl görünüyor bilmiyorum ama çoğoş bi duygu. Bi de halkoyunu var bende. Gayet rahatım.. Davul vuruyor, adım atıyorum.. Düm te te tek te tek Düm Düm tek..

             Bi de sevgilim istiyor diye vücut geliştirme dalgasına başladım. Evde tabi, ehe. Geliştirdim kendimi bayağı.. Yorumlar da çoğoş. Yürürken mesela sağlam basıyorum yere. Çekingen erkek varsa bunu okuyan, denesin bence. Bi de Beyaz T-shirt, Mavi kot pantolon, Beyaz spor ayakkabının üstüne Siyah deri ceket giy. Bere takmayı da unutma. Sağ elini unutursun kanka, benden demesi..

27 Şubat 2012 Pazartesi

Ölmeden önce yapılması gereken 30 şey..

1.si kesinlikle bir 'Aslan'ı bebek sanıp elindeki oyuncağı almaman yönünde..Kendi fikrim tabi bu. Ya da 'Benim istediğimi elde etmeye çalışma' demek daha hoş olur.. Ben birşeyi seviyorsam, onu alırım (şahitlerim var). Bunu elini kaldırıp bardağı almadan hizmetçilerin ağzına kadar su getirdiği, götü kalkmış zengin piçleri tarzında söylemiyorum. Tam tersi. Bunu, su içmek için 10 km depar atıp, avucumda suyla gelip geridekilere su içirenler gibi söylüyorum. Ben elde etmek istediğim bir şeyi -somut değil sadece- elde edene kadar aylarca uğraştığımı biliyorum.. Çok hırslıyım ben. Ama hırsım için harcamam kimseyi. Hırsım tek başıma kaldığımda baş gösterir. Ailemle konuşurken birşeye çok sinirlenirim -her sinirlendiğimde olmaz- kardeşimi okula gönderirim, annemi babamı işe.. Tek kaldığımda başlarım sinirimi çıkarmaya.. Koltukları kaldırmaya, duvarları ittirmeye falan çalışırım. Adele Spazmı geçirene kadar mekik, şınav, barfix çekerim.. Domat'ımın bahsettiği sabır da burdan geliyor.. Küçükken yapmak istediğim birşeyi, yapardım. Mahallede top oynatmazlardı bana -küçük olduğum için- ben de kötü oynadığım için sanırdım.. Evimizin bahçesinde ağaçlardan kale yapardım. Bi tane de taş koyardım. Topu taşın önünde durdurup şut çekerdim. Sonra koştura koştura alıp, gelir, yerine koyar, birdaha.. 1 defa olursa şans, 3 defa olursa tesadüf, 5 defa olursa istikrardır.. 5 defa üst üste aynı yerden istediğim yere o topu gönderene kadar vuran 6 yaşında bir çocuk.. Hem de aynı yerden 2-3 ay boyunca.. Sen bu çocuğun geleceğini nasıl görüyorsun? Sinirlendiğinde bağırıp çağıran biri mi? Değil tabi ki.. Şimdi şunu düşün, bu kişi 13 yıl emek verdiği konuda, 'Sabret beaö' diye uyarı alıyor.. Sabır...... Rapunzel; haddim değil belki ama ben de tavsiye vermek istedim. Sabıra ihtiyacın olduğunda eline bir kağıt al, iki parmağınla ucundan tut. Ve tokat at. O kağıt paramparça olana kadar.. Bu arada ölmeden önce bunu yaparsanız -Aslan'ın elinden istediğini almak- zaten ölürsünüz.. Ha 'Ben ölmedim ve 30 şeyi tamamladım. Şimdi ne yapıcaz?' diye soran varsa; 31 e devam...

26 Şubat 2012 Pazar

Parayla satın alınamayan şeyler var bu dünyada..

Mesela orospu çocukluğu.. İftiradan kaynaklananı ama.. Hemen yazayım dedim bunu baştan..

Bugün Bozdağ'a geziye gittik, dernek ile (halkoyunları). Tamam, sıkıntı yok buraya kadar. İçki falan içtik. Abi 2. gün üst üste içmenin verdiği yetkiyle konuşmam kaymaya başladı. Ama nolcak ki? Kimseyle konuşmuyorum. 4 arkadaşım var diye gittim, biri sevgilisiyle gelmiş, biriyle ayrı otobüslere bindirildik. Diğer ikisi de en arka koltuktaki 8li kız grubunun içinde.. Anlıcağın yerimden kıpırdıyamıyorum. Taktım kulaklığımı, kapattım gözlerimi. Otobüste sesimi duyan yok, çünkü konuşmuyorum (unutmayın burayı). 5 dakika sonra ordayız dediler, hemen Domat'ıma mesaj attım. Ara bi diye. Ne hikmetse o 2 arkadaşım da telefonu açar açmaz benimle ilgilenmeye, oynamaya başladılar. Ağzıma kartopu atmalar, ensemden aşağı Iceberg bırakmalar, sırtıma buzul bombardımanı.. Hani 'Ara bak, ne kadar eğleniyorum.' der gibi oldum. En son 'Sonra görüşürüz. Öptüm.' dedi Domat'ım, ve sağ taraftan bir çığ bana geldi (abartıyorum, sadece bi kardan adamın gövdesi büyüklükte bir kar topu) ve elime çarptı. Elimde eldiven var zaten. Sen telefon elimden intihara bi kalkış, cumburlop dereye.. Dere de ne dere amınakoim..!!!! 1 karış su var, üstüne 1 ton odun koysan, siklemez sürükler.. Güç bela indim aşağı, aldım telefonu. Abi ben zaten tavım bu konuda. Domat şahit, nefret ederim telefonumun alınmasına. Kurcalama oraya buraya bakma demiyorum, alma!! Kaldı ki kalkıp biri zarar vercek.. İçimden sadece şunu söyledim, 'Sakin şampiyon. Sen bunlar için eğitiyorsun sinirlerini.' ve devam ettim hiç bozuntuya vermeden. (Bu olayı da unutma.) Her neyse ben Domat'ıma haber vermek için debelendim. Hat elimde telefondan telefona sokuyorum, orospu oldu hattım, her yuvaya girdi! Ama hiçbi telefonda çalışmadı. Numarayı da ezberlemem için bi olay olmamıştı bundan önce (evet şu an ezberimde). Annemin numara ezberimde Allah'tan, haber verdim ona.. Ama Domat yokk!!! Herneyse bunu yazmıcam daha fazla. Bindik ordan otobüse tekrar, piknik yapcağımız yere gittik. Benim durum yine yalnızlar. Ortalıkta dolaşıyorum mal mal.. Kel'in yanına gidiyorum, adam sevgilisiyle ilgileniyor. Diğerlerini yalnız buluyorum, gidiyorum. 'Gel kanka gel gel' diyolar, bi gidiyoruz hooop iş var. 'Şu şu şu taşıncak kanka yardım et.' Benim işim gücüm yok tabi. 'Siz bakın keyfinize ben hallederim.' dedim. Aheste aheste yapıyorum işleri zaman geçsin diye. 55 dakika kıpırdamadan göle baktığımı biliyorum. Her neyse bindik geliyoruz. Otobüste bi tartışma. Benle hiçbir alakası yok (Burayı da kaydet). 55 yaşındaki adam susun demiş bizim ekipten bi kaçı duymamış bağıra bağıra şarkıya devam etmiş. Otobüs koridorunda araya girenler olmasa kavga çıkardı.. İçkiyi çok kaçırıp otobüste kusanlar mı dersin, öpüşen kızlar mı dersin, hayatında ilk defa konuştuğu kızın içine düşen erkek mi dersin.. Alkolün etkisiyle herkesin kimliği çıktı ortaya. Ve benimki de, Kel'in mp3'ünde Dev - In The Dark.. Uyudum bile.. Geldik Buca'ya, indik. Selamımızı verdik ve çıktık yola. Bizim orda oturan bi kız var, onunla dönüyoruz eve. Bana dedi ki ''Haberin olsun; hoca çağırıp (2 hoca da aynı şeyi söylemiş) 'Greyfurt çok içmiş. Ayyaş gibi. Çok içip cıvıtan yok onun kadar. Ondan uzak dur.'dedi''............. Şimdi o parantez içlerini bi daha okuyun lütfen.. Sesimi otobüste duyan yok, kimseyle bi muhabbetim, bi yamuk hareketim yok... Ben hayatımda sayılı ağlamış değilim. Ama her ağladığım önemli bir konudaydı.. Ben eve ağlayarak gittim.. Ve çok sinirliyim.. Kendimi savunmayacağım konusu açıldığında da. Sadece 'Ben içtim, ama kimseye zararım yoktu.' diyeceğim. Eğer bir kere daha duyarsam bu konuda bi laf, zeybeği tamamen bırakmayı düşünüyorum.. Bana getirisinden çok bugün yaşattığı 'HAZ' daha ağır bastı çünkü.. Adaletini sikiym dünya.. Sizin de yapcağınız işi de sikeyim, sülalenizi de sikeyim, sizin çıktığınız yeri de sikeyim, o laf yapan ağızlarınızı da '2 Girls 1 Cup' da başrolde görmek istiyorum.. Ananızı sikiym orospu çocukları, selametle..

24 Şubat 2012 Cuma

Ebedi mutluluğun sırlarını veriyorum !

Şimdi şöyle bişey var. Azcık, ama çok az mizahsen bu yazım..

Şimdi bu benim olsa,







üstüne bunu taksam,



altına bunu giyip,




Bununla tuttursam.. O sırada da ağzımda bununla;


Bundan insem,


....... Yüzümü yıkayıp geldim.. Nerde kaldık? Hah, Temel de durur mu? Yapıştırmış cevabı; Ya tutarsa????

23 Şubat 2012 Perşembe

Sinir, çok sikindirikli bişey !!11!11!!!one!!1!!1

'Amkamkamkamk!!!!' Bunu ona mesaj olaraktan da yazdım. Tam anlamıyla beni anlatan bi yazı, söz, söyleşi her ne boksa... Amınakoim insan böyle çaresiz kalıyo ya.. Durum şudur ki, erkeklerin 'asılma' (o anlamda değil, bak sen yapıyosun!) denen bi huyu var, evet. Benim karıya yapılınca çok tav oluyorum mnskym ya. Yanında olsam harika şeyler yapabilirim, sonu nezarette biten.. Ama yokum işte, değilim yanında. Çaresiz kalıyosun böyle durumda.. Kendini yiyosun, bi mesaj daha geliyo bunun üstüne; 'Aşkm bende bi değişiklik yok cidden. Birisi daha off güzelliğe bak dedi.' .... Offff çok sinirliyim amkamk!!! Ciddi anlamda yapmıyorum ben bunu artık. Benim yapmadığım şey de bana yapılmasın ak. Bi anda sakinleştim nedense ama genel olaraktan sinirliyim. Bunu buraya niye yazdım onu bilmiyorum gerçi ama.. Sikeydim yaa..

22 Şubat 2012 Çarşamba

Giriş, gelişme, ???

Hieahh.. Merhaba. Ben (yeşil) Greyfurt. Bu ismi çok düşünmedim aslında. Günlük hayatta da pek kullanmadığım bi kelime ama, bi anda çıktı işte.. Bu sene reşit oldum ben, breh. Yazı rengimin özelliği, bana 'aşk'ı anımsatması, ifade etmesidir. Maviyi severim, deniz mavisini, aşkın mavisini.. Burcum aslan. Göremediğim ya da ciddi bir kanıt olmazsa inanmam hiçbirşeye (felsefe yapma, Tanrı'dan bahsetme). Ama burç olaraktan bi ayrıcalık yapabilirim. Kendimi ciddi ciddi aslan gibi hissediyorum lan.. Ne biliyim 'heyt höyt! Sen sen sen şuraya, sen buraya! Hey seni aşşağılık pislik sen de kıçımı öp (!) gibi mesela.. Herkesin şahsi kanaati sert olduğum (göründüğüm) yönünde. Katılıyorum onlara, hea öyleyim. Alışkanlık diyelim.. Ondan sonrağğ... Benim sevgilim Yeşil Domat. Çok özendim yazmaya. Açtırdım blog, ehe (Domat gülüşü). Öyle işte.. Ölü ölmüş, yangın yanmış, deli delirmiş falan..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...